Mülakat

Amerika’da Üniversitede Staj Yapmak – Elif Altın ile Mülakat

Şehir İslami İlimler öğrencisi Elif Altın, Amerika staj tecrübesini, Türkiye ve Amerikan üniversitelerine dair izlenimlerini katarak anlattı, Zeynep Rumeysa Yentur sordu.

Kendini kısaca tanıtır mısın?

Ben Elif Altın, İstanbul Şehir Üniversitesinde İslami İlimler ve Psikoloji bölümlerinde çift anadal yapıyorum, dördüncü sınıftayım.

Bugün Amerika’daki üniversiteler ve öğrenciler hakkında konuşacağız inşallah. Öncelikle Amerika’da ne sebeple bulunduğunu ve bu konudaki tecrübeni nasıl elde ettiğini sorabilir miyim?

Diyanet Center’daki İslami İlimler yaz programı için Amerika’ya gitmeye karar verdim.

university of maryland (3)
Maryland Üniversitesi

Bu 1 aylık programın dışındaki vaktimi değerlendirebilmek için hem İslami İlimler hem de Psikoloji alanındaki hocaları ve kurumları araştırdım, birlikte çalışabilmek için başvurular yaptım. Mülakatlar sonucunda Maryland Üniversitesi Dil Gelişim Laboratuvarına yaz dönemi için araştırma asistanı olarak kabul aldım. Buradaki çalışmalarımı ve programımı tamamladıktan sonra Eylül ayında Boston’da yüksek lisans yapan ve araştırma görevlisi olarak çalışan Şehir mezunu arkadaşlarımın yanında vakit geçirdim. Böylece onların üniversitelerini ve yaptıkları çalışmaları da gözlemleme fırsatım oldu.

Bu süreçteki gözlemlerine göre Türkiye ile kıyaslarsak eğitim sisteminde gördüğün belirgin farklar nelerdir? Bu farklılıklar başarıya nasıl katkı sağlıyor?

İlk olarak bizdeki bölümler ve çalışma alanlarına göre programların çok daha geniş ve çeşitli olması, alt dal olarak gördüğümüz alanların lisans programı olarak okunması dikkatimi çekti. Hatta ben Psikolojinin bir laboratuvarına başvurdum sanıyorken aslında dil ve konuşma lisansından asistanlığa başvurduğumu fark ettim. Her çalışma alanı için de birçok dala ayrılmış laboratuvarlar var. O alanı her açıdan inceleyen spesifik sorular üzerine yoğunlaşmış ekipler halinde çalışıyorlar. Tabi bu kadar çok konu ve detay görmek öğrencilerde daha fazla araştırma sorusu ve merak oluşturuyor. Bu ekiplere dahil olarak projeleri için her türlü materyal ve imkana sahip olabiliyorlar.

Hoca-öğrenci iletişimi de teşvik edici noktalardan biri bence. Kişiye özel ilgi ve öğrencinin iyi olduğu alana vurgu özgüvenlerini ve üretkenliklerini artırıyor. Harvard’dan bir hocanın, ahlak psikolojisi çalışmalarınız ilgimi çekti diye attığım maile teşekkür ve tanışma temennileriyle dönmesi, Maryland Üniversitesinde birlikte çalıştığımız profesörün ilgilendiğim konularda gitmeden görmem gereken kişilere, müzelere dair bir liste hazırlayıp saatlerce odasında misafir etmesi vs. birkaç aylık tecrübemde beni çok olumlu etkiledi. Bu eğitim kültürüyle büyüyen öğrencilerdeki etkisi elbette daha büyük.

Şehir öğrencisi olarak biz belki bunu çok garipsemiyoruz ama Türkiye’de birçok üniversitede hocalara ulaşmak dahi kolay olmayabiliyor.

Aslında öğrencilerin alandaki başarısının temeli öncelere dayanıyor, tercihlerinden önce kendilerine en uygun bölümü seçmeleri için birçok imkan veriliyor ve sonrasındaki geçişler de esnek bırakılıyor. Çoğumuz aslında ne olduğunu bilmeden puanına göre bölüm tercih ediyoruz. Oradaki arkadaşlara tercihlerini sorduğumda lisedeyken hastanede bir odyoloğun yanında, üniversitede bir araştırmacının yanında bir süre gözlem yaptıklarını ve bana göre değil diyerek başka alanları denediklerini söylediler. Bu deneyimler de onları daha sağlıklı hedefler koymaya yönlendiriyor.umd (2).jpg

Dezavantaj olarak görülebilecek farklılıklara gelirsek ilk aklıma gelen yüksek miktardaki eğitim ücretleri oldu. İkinci olarak ise çok şikayet edildiğini duyduğum üniversiteye giriş sürecinden bahsedebilirim. İyi bir üniversiteye girmek için birçok pahalı standart testlere girmenin yanında sosyal olarak da başarı göstermeleri, toplumsal projelere bilim ve sanat alanında yarışmalara katılmaları, başvuru mektupları yazmaları kısacası her yönden kendilerini kanıtlamaları gerekiyor. Bizde giriş süreci çok daha kısa ve kolay.

Bir Müslüman olarak bir sıkıntı yaşadın mı orada bulunduğun süre içerisinde?

Hayır, sandığımın aksine çok sıcak bir ortamla karşılaştım. Benim çalıştığım ortamdaki kişiler çok saygılı, meraklılardı. Dini hassasiyetlerime karşı da oldukça dikkatlilerdi. Zaten ayrımcılık anlamına gelebilecek en ufak bir hareketten büyük çabayla kaçındıklarından abartılı ilgiyle karşılaştığım da oldu J

Bunun yanında tabi ki günlük hayatta gayrimüslim bir ülkede Müslüman olarak yaşarken zorlanmamak mümkün değil. Yiyecek-içecek, temizlik, ibadet, yer sıkıntısı gibi günlük pratikler bile problem haline geliyor. Ve tabi hiçbir ortak noktanın olmadığı insanlarla yaşamanın, azınlık veya tek olmanın getirdiği bir psikolojik durum da var. Ama homojen bir yapı olmadığı için zaten herkes bir noktada azınlık. Mesela 10 kişilik ekipte tek Müslüman olarak aynı ortamda tek bir Yahudi, siyahi veya İspanyol da bulunduğu için çeşitlerden bir çeşit oluyorsunuz. Ben özel olarak Müslüman olduğum için okul içinde rahatsız edici bir tavırla karşılaşmadım elhamdülillah.

Müslüman üniversite öğrencileriyle vakit geçirme fırsatın oldu mu? Ne gibi programlara katıldın?

Evet, bireysel olarak Maryland Üniversitesinden ve Boston’daki üniversitelerden öğrencilerle birlikte vakit geçirme imkanım oldu. İslami İlimler programı dahilinde International Institute of Islamic Thought (IIIT) ’da bir haftalık liderlik kampına da katıldık, bu programda farklı eyaletlerden ve farklı kökenlerden birçok Amerikalı Müslüman öğrenciyle sürekli birlikteydik. Toplantılar ve konferanslarda birlikte eğitim aldık, interaktif çalışmalar ile güncel problemlerini kendi aralarında tartıştıkları şekliyle gözlemleme fırsatımız oldu. Kısa sürede üniversitelerdeki eğitim, sağlık, sosyal aktiviteler gibi konularda birçok eyaletin sistemi hakkında fikir sahibi olduk. Boston’da geçirdiğim süre içerisinde de MIT MSA öğrencilerinin kamplarına ve kız öğrencilerin toplantılarına katıldım. Hepsi okul başarılarının yanında kendi Müslüman kimliklerini geliştirmeye ve Müslüman topluluğunun sorunlarına çözümler getirmeye çalışan aktif öğrencilerdi. Amerika tecrübemin en keyifli kısmının bu arkadaşlarla vakit geçirmek olduğunu söyleyebilirim.university of maryland (2).jpg

Üniversitelerde Müslümanların ne tür organizasyonları var? MSA kuruluşuyla ilgili kısaca bilgi verebilir misin?

Arap öğrenciler birliği, Pakistanlı öğrenciler birliği gibi etnik kökenli toplulukların yanında bütün Müslüman öğrencileri kapsayan gruplar da var. MSA (Muslim Students’ Association) kısaca Amerika’da İslami değerleri yaşatma ve farklı kültürlerden Müslümanları bir araya getirme amaçlı 1960larda kurulmuş bir öğrenci birliği. Sonrasında Kuzey Amerika’nın en büyük Müslüman topluluğu olan ISNA’nın tabanını oluşturuyor. Şu anda da MSA’ler üniversitelerde Müslüman öğrencilerin birbirleriyle iletişimini sağlamaya, sosyal ve manevi ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik öğrenci kulübü görevi görüyor. Dini günlerde tatil, kampüs içinde ibadet alanı ve helal yemek imkanı sağlama gibi konularda üniversiteleri ile görüşmeler yapıyorlar. Her yıl ilk olarak üniversiteye başlayan Müslüman öğrencilerle tanışma kaynaşma toplantıları düzenleyip birbirlerinden haberdar oluyorlar. Sene içinde de halakalar, konferanslar, haftalık toplantılar, hafta sonu kampları, film geceleri gibi programlarla bir araya geliyorlar. MSA’ler aynı zamanda kalacak yer, oda arkadaşı bulma gibi ihtiyaçlar için de fayda sağlıyor. Benim gibi dışardan gelen bir öğrenci MSA grupları veya Müslüman chaplain’iyle irtibata geçtiğinde rahatlıkla yardım alabiliyor. Kısaca açıklamak gerekirse, üniversitelerde kendi dinlerine mensup öğrencilere danışmanlık yapan din adamlarına chaplain deniyor. Öğrencilerin maddi manevi ihtiyaçlarıyla ilgileniyorlar. Bireysel randevular, programlar, sohbet serileri ile sık sık bir araya geliyorlar.

Stajını nasıl ayarladın? Yüksek lisans ve doktora gibi süreçlerde ne gibi sınavlara hazırlanmak gerekiyor? Akademik hayatına oralarda devam etmek isteyen birini nasıl bir süreç bekliyor?

Başvurduğunuz programa ve alana göre değişiklik gösteren bir süreç. Staj başvuruları sene içinde açılıyor bu ilanları takip ederek ya da herhangi bir alanda özel olarak ilgilendiğiniz çalışma veya hoca varsa direkt iletişime geçerek daha esnek bir asistanlık planı yapabiliyorsunuz. Ben her ikisini de yaptım, başvurulardan sonra özellikle ilgilendiğim çalışmalar için hocalara mail attım. CV ve konuya ilgimi içeren maillerden sonra Skype görüşmeleri yapıp haftalık saatler, karşılıklı beklentiler ve deneyimlerim üzerine konuştuk. Benim beklentim biraz tecrübe edinmek, nasıl çalıştıklarını görmekti. Mülakatlar sonrasında olumlu dönüşlerden bana en uygun ve en çok verim alacağım laboratuvarı tercih ettim. Bu başvuru sürecinin bile bana çok şey öğrettiğini söyleyebilirim.

Yüksek lisans ve doktora sürecinde öncelikle erkenden hazırlanılması gereken sınavlar var GRE ve TOEFL/IELTS gibi. GRE ciddi çalışma gerektiren, Amerikalı arkadaşların da çokça hazırlık yaptığı ve istediği puanı elde edene kadar tekrar tekrar girdiği bir sınav. Staj, master veya doktora için başvurular 1 yıl öncesinden açılıyor. Bu yüzden erkenden takibe başlamak lazım. Başvuru sürecinde sınavların yanında niyet mektubu, hocalardan referans mektupları, daha önce yazılan bir writing sample ya da yayın gibi dokümanlar da isteniyor.

Son olarak, bu tecrübelerine binaen bizlere tavsiyelerin nelerdir?

Özellikle 2. ve 3. Sınıf öğrencilerine üniversite imkanlarından faydalanarak mümkün olduğunca yurtdışı tecrübesi edinmelerini ve katıldıkları programın haricindeki vakti verimli geçirmelerini tavsiye edebilirim. Ben Ürdün ve Erasmus deneyiminin Amerika’da bana çok kolaylık sağladığını düşünüyorum. Farklı ortamlarda ve alanlarda gözlem yaptıkça aslında kendimizi tanıyabiliyoruz, ilerde ne yapmak istediğimize veya istemediğimize karar verebiliyoruz. Bunun için de yaz dönemlerini iyi değerlendirmek lazım. Bu noktada stajların, eğitimini yurtdışında sürdürmek isteyip tereddüt yaşayanların ön hazırlığı için veya uzun süreli düşünmeyenlerin birkaç aylık tecrübe edinmesi için en uygun fırsat olduğunu düşünüyorum.

IMG-5141.JPGAmerika tecrübesi aslında bazı şeyleri gözümüzde büyüttüğümüzü, kendimizi çok yetersiz gördüğümüzü de gösterdi bana. Halbuki ana dil haricinde bir dil konuşabilmek, dünyanın geri kalanından haberdar olmak, kendi alanın dışındaki konularda fikir sahibi olmak, çift/yan dal yapmış olmak gibi avantajlı olduğumuz birçok nokta var. Bazı Amerikalı öğrenciler kendi eyaletlerinin dışına dahi çıkmıyor. Kısacası ortalamamıza, dil yeterliliğimize, bize göre boş olan CV’mize bakarak kendimizi başvurulardan geri çekmemeliyiz. Lisans öğrencisinin edinebileceği tecrübeler zaten sınırlı olduğu için beklenti de yüksek değil. Sadece avantajlı olduğumuz noktaları söylemekten çekinmemek, deneyimlerimizi güzel bir şekilde sunabilmek lazım.

“Ben akademi düşündüğümden emin değilim ya da alanımı seçmeden adım atmak istemiyorum” demeyin tecrübe tecrübedir. Özellikle bu vakitlerin bir daha gelmeyeceğini göz önünde bulundurarak her fırsatı iyi değerlendirmekte fayda var. Farklı kültürler ve insanlar tanımayı, problem çözme becerisini, dil pratiğini vs. beraberinde getirdiği için bu tecrübeler her açıdan geliştiriyor insanı.

Deneyimlerini bizimle paylaştığın için çok teşekkür ederiz.

Ben teşekkür ederim, umarım faydalı olur.

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s