Mülakat

“Beni, eşim ve evlatlarımla tehdit ettiler” Muhammed Hâni Odabaşı ile Mülakat

Daha önce kendisiyle Eşrefiye Daru’l-Hadisi’ne dair mülakat yaptığımız kıymetli Muhammed Hani Odabaşı hocamızla Türkiye’ye gelişi ve İslami İlimlerin tahsiline dair konuştuk.

Daha önceki mülakata erişmek için tıklayınız.

Şam’da İslami İlimler eğitimi ve öğretimi nasıl gerçekleşiyor, siz nasıl bir eğitim aldınız?

Şam’da ilim bizim nezdimizde çok önemli bir yere sahiptir. İlim talebesi İslami İlimler eğitimine WhatsApp Image 2017-12-16 at 12.00.40 PM.jpegçok küçük yaşlarda başlar. Ben eğitimime 5 yaşındayken başladım. Genelde 5 veya 6 yaşlarında bir talebe mescitlerde ve ders halkalarında Kur’an-ı Kerîm, siyer ve genel anlamda fıkıh öğrenimine başlar. İlim talebesi olup olmamak önemli değildir. Bizler gelecekte âlim olmak istemesek bile ailelerimiz bizleri bu ilimleri öğrenelim diye mescitlere gönderirlerdi. Ben daha sonra lise öğrenimimi tamamladım. Lisede okurken aynı zamanda akşam ile yatsı arasında ders halkalarına katılıp İslami İlimler eğitimi de alıyordum. Daha sonra ilim ehline ve değerli hocalara gitmeye devam ederek üniversite eğitimimi de tamamladım. Üniversitelerde eğitim veren hocalar ilim ehli olarak görülür ve üniversitelerde basit kitaplar okumayız, hocalarımız bizden ana kitapları okumamızı isterler. Buna rağmen üniversiteler tek başına yeterli değildir. Şeyhlerin (medrese hocaları, hoca burada üniversite dışında eğitim aldıkları cami veya medrese gibi kurumlardaki hocalardan bahsediyor, trc.) verdiği eğitim daha iyidir, onlar ilimleri daha derinlemesine öğretirler ve daha fazla kitap okuturlar. Benim şeyhim hala hayatta ve ben ondan hala ders alıyorum. Şam’dan ayrılana kadar, 18 sene boyunca, sohbetlerinde bulundum. Şimdi bile hala iletişimdeyiz, fakat o Şam’da kaldı. Şeyhlerimizi asla bırakmayız, iletişimimizi koparmayız. Ve bizde şöyle de güzel bir adet vardır: Hocalarımız bizleri farklı hocalardan farklı dersler alalım diye diğer âlimlere yönlendirirlerdir. Böylece bir kişiye bağlı kalmadan her ilmi kendi ehlinden öğreniriz.

İlim talebinin başında hocalarımız bizlerden dersleri dinlememizi, yazmamızı ve bolca tekrar etmemizi isterlerdi. Bütün bunlardan sonra soru sorardık, fakat öğrenmek için sorardık, karşı çıkıp itiraz etmek için değil. Maalesef şu andaki ilim talebelerinin afeti, birbirlerine karşı çıkıp, birbirlerini tekfir etmek amacıyla ilim öğreniyor olmaları. Fakat eskiden âlimler sırf ilim almak için çalışırlar ve soru sorarlardı.

Eğitim vermeye ne zaman başladınız?

Vallahi kardeşlerim, üniversitedeki 4 yıl sadece ilim yoluna adımınızı atmanızdır, biz buna “محو الأمية” yani “ümmîliği ortadan kaldırmak” diyoruz. Yani üniversiteden mezun olmak ümmîliği ortadan kaldırmak oluyor. İşte ilmin ve amelin neşri, eğitim ve öğretim ile bundan sonra başlıyor. Ben uzun senelerdir ders veriyorum ama eğitim verecek imkânı kendimde hissedene kadar resmi eğitim için bir girişimde bulunmadım. Ders vermeye ancak eğitim ve araştırmayla geçen yirmi seneden sonra başladım. Kim ki hoca olmak isterse, o kişinin muayyen bir ilimi özümseyerek kavraması gerekir. Kendisine şu soruyu yöneltmelidir: “Ben kendimi nerede görüyorum?” Mesela ben kelam, Arapça ve Kur’an ilimleri tahsili de almama rağmen kendimi fıkıh ve hadise daha yakın buldum. Bu yüzden bir kişinin ancak seçtiği alanda uzun bir öğrenim sürecinden sonra ders vermeye başlaması gerekir.

Türkiye’ye gelmeye nasıl karar verdiniz?

Şam’da beni çok kez öldürmekle tehdit ettiler. Ben hatip idim ve benden minberde kabul edemeyeceğim şeyler söylememi istediler, mesela Esed’i övmemi ve onun için dua istememi talep ettiler. Ama ben halkını öldüren ve çok kötü şeyler yapan birine asla dua edemezdim ve etmedim de. Onlar beni Esed’e dua etmem için zorladıklarında hatipliği bıraktım. Ama bundan sonra da tehditler devam etti. Beni eşim ve evlatlarımla tehdit ettiler ve birçok kez beni, eşimi ve çocuklarımı öldürmeye çalıştılar. Çok fazla sorunla karşılaştım. Beni öldürmeleri hiç önemli değil ama eşime ve evlatlarıma bir şey olmasına ve bunu görmeye dayanamam. Beni küçük oğlumla tehdit ettiklerinde okullara gidip çocukları kaçırıyorlar ve onları ya öldürüyorlar ya da onlara tecavüz ediyorlardı. Bu benim için çok korkunç bir şeydi. Şam’dan çıkmanın hayırlı olup olmadığı üzerine istihare yaptım, hâlbuki ölene kadar Eşrefiye Dârü’l-Hadisi’ni terk etmek istemiyordum. 25 sene boyunca dârü’l-hadiste eğitim verdim. Fakat Şam’da üzerimizdeki baskılar arttı ve savaş başladı. Önce Lübnan’a gitmek için istihare yaptım ama rüyamda beni tatmin etmeyen şeyler gördüm. Ertesi gün Türkiye’ye gelme konusunda istihareye yattım. Rüyamda Türkiye’ye geldiğimi gördüm ve sakin bir havada sabah ezanının okunduğunu duydum. Mescide girdim, insanlar beni karşıladı ve önlerine geçirdiler. İmam olarak sabah namazını kıldırdım. Camiden çıktıktan sonra yağmur hafifçe çiselemeye başladı ve baktığımda her bir yağmur damlasında “Allah” yazdığını gördüm. Bu damlalar yeryüzüne düşüyordu ve düştükleri yerlerden çıkan bitkiler semaya doğru yükseliyordu. Yani rüya çok açıktı. Bunun üzerine Türkiye’ye gelmeye karar verdim ve yola çıktım. İstanbul’a geldim. Burada 2 sene boyunca çeşitli kurumlarda ders verdim. Ayrıca evimde de ders veriyorum. Çok şükür Türkiye’den çok memnunum.

Türkiye’yi ilmi açıdan nasıl buldunuz?

Siz şu an Türkiye’nin altın çağında yaşıyorsunuz. Eğitimde, öğretimde, üniversitelere gitmede, araştırmalar ve incelemelerde her türlü imkâna sahipsiniz. Ama eskiden bunlar hep yasaktı. Şu an Türkiye şer’i ilimlerin ışığının en parlak yandığı ülke. Biz Şam’da önceki asırlarda olduğu gibi ilmin feneri olmaya niyetliydik fakat öyle gözüküyor ki şu anda bu fener Türkiye’ye taşındı. Bu yüzden sizlerin şu an üniversitelerdeki programlarınızı geliştirmeniz, kuvvetlendirmeniz gerekiyor. Gördüğüm kadarıyla sizler üniversitede basit ve özet şeklindeki kitaplar okuyorsunuz. Biz Şam’da ana ve detaylı kitapları okurduk. Sizlere bol kitap okumanızı ve karşılaştığınız sorunları ilim ehline sormanızı şiddetle tavsiye ediyorum.

Herhangi biri sizden ders almak istediğinde sizi nerede bulabilir?

Genelde ben evimde ders veriyorum. Kim gelip de benden ders almak isterse, boş vaktimin durumuna bağlı olarak onlarla beraber ders yapmamız mümkündür. Ve aynı zamanda TİHADER’de de devamlı olarak ders vermekteyim. Fakat derslerime gelmek isteyenlerin derslere sürekli devam etmeleri gerekir, dersleri keyfi bir şekilde aksatmak hoş bir şey değil.

[Not: Hoca artık TİHADER’de ders vermemektedir.]

İlim talebelerine ne tavsiyelerde bulunursunuz?

Kıymetli kardeşlerim, ilk olarak takvayı, günahtan sakınmayı ve farz ibadetlere riayet etmeyi tavsiye ediyorum. Ameller niyetlere göredir, bu yüzden niyetleriniz daima Allah için olsun. Makam, mevki, şöhret için âlim olmayın, aksine Allah’ın rızasını kazanmak niyetindeki âlimler olun. Bir nimet bulduğunuzda Allah’a şükredin. Kendinizde bir eksiklik gördüğünüzde, “ben bilmiyorum” deyin, bir şeyi bilmediğini söylemek ayıp değildir. Çok soru sormaktan çekinmeyin, utanmayın.  Basit bile olsa çokça sorun ki öğrenesiniz. Ve sizden az bilenlerle beraber olduğunuzda onlara karşı yumuşak kimseler olun, hata yaptıklarında onlara kötü davranmayın, aşağılamayın. Ve son olarak, ilim ehline daima saygılı olun, onlara saygıda kusur etmeyin.

Allah Teâlâ’dan sizlere kolaylıklar vermesini niyaz ediyorum. Türkiye ve onunla ilgili her şey sizlerle yükselecek inşallah.

 

*Aslı Arapça olan mülakatı Türkçe’ye çeviren Feyza Nur Turan’a teşekkür ederiz.

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s