Mülakat

Online Mecrada Akademik Dile Alan Açmak: The Maydan

George Mason Üniversitesi’nden Ahmet Selim Tekelioğlu ile Amerika’daki Müslümanlar ve The Maydan projesine dair konuştuk. Abdullah Bardakçı ve Memduh Erdoğan sordu.

Öncelikle, kendinizi biraz tanıtır mısınız?

Adım Ahmet Selim Tekelioğlu. 1981’de doğdum. Ailem aslen Kayserili. Daha önce İzmir’de, Adapazarı’nda ve 2007 yılında Amerika’ya gelmeden önce de bir müddetBay-Area-fieldvisit-1 Ankara’da yaşadım. Lisans çalışmalarım uluslararası ilişkiler alanındaydı ve uluslararası ilişkiler kuramları ve din ile ilgili alanlara ilgi duydum. 2004 yılında stajımı bitirdikten sonra Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nde yüksek lisans programımı yaptım, burada üniversite öğrenciliğim zamanında daha çok Orta Doğu’nun uluslararası ilişkilerine dair akademik çalışmalara teorik bir arka planı göz önüne alarak odaklandım. 2007 yılında Amerika Birleşik Devletleri’ne geldim ve Boston Üniversitesi’nde siyaset bilimi alanında doktora programına katıldım. O zamanki isteğim, Ortadoğu, uluslararası ilişkiler teorileri ve din konularına odaklanmaktı. Fakat ilgim zaman içinde gelişti ve Amerikalı Müslümanların kimlik, ümmet mefhumu ve Amerika’daki kültürel yapı konusundaki mevzuları nasıl tartıştıklarını inceleyen bir tez çalışması hazırladım. Boston’daki San Francisco Körfezi bölgesinde altı kuruma baktım, Los Angeles’ta bazı araştırmalar yaptım ve ülke genelindeki duruma da baktım. Bu çalışmam 2016 yılında tamamlandı ve o zamandan beri, Meydan Projesi’ni yönettiğim George Mason Üniversitesi’nin Ali Vural Ak Küresel İslam Araştırmaları Merkezi’nde çalışıyorum.

Doktoranızda neden Amerika’daki Müslümanları çalışmayı seçtiniz? Bu konu neden önemli? Öncesinde uluslararası ilişkileri çalıştığınızı göz önünde bulundurduğumuzda, bu konuyu seçmenizin özel bir sebebi var mıydı?

Bu güzel bir soru. Dediğim gibi, önceden Amerikalı Müslümanlar üzerine bir çalışma yapacağım aklımda değildi. 2007’de Amerika Birleşik Devletleri’ne yüksek lisans öğrencisi olarak geldikten sonra diğer yüksek lisans öğrencileriyle, diğer Müslümanlarla iletişim kuruyordum, Amerika Birleşik Devletleri’nde İslam’ın nasıl olduğunu gözlemliyordum. Ama o zaman, bu konuda çalışma yapmayı planlamıyordum. Bu benim ilgilerimin zamanla gelişmesiyle ve mezun öğrencilerin hayatını şekillendiren bazı gerçekliklerin birleşmesiyle oldu. İlk başta devletlerin sadece ulusal çıkarlarını düşündüğünü öne süren ana akım uluslararası ilişkiler teorileriyle bazı yönlerden çelişen ulus-ötesi Müslüman kimlikleri, uluslararası ilişkiler teorileri ve ümmet kavramı ile ilgili sorulara ilgiliydim. Elbette, bu teorinin uzun, köklü ve gelişmiş bir eleştirisi vardır. İlk düşüncem, Avrupalı ​​Müslümanları bu fikirleri araştırmak için bir örnek olay olarak ele almaktı. Bunun için ümmet söylemi ile ilgili konuları ve bu söylemin ana akım uluslararası ilişkiler teorilerini türeten bazı varsayımlarla nasıl etkileşime gireceğini inceledim. İngiltere ile Fransa’yı mukayese etmek ve dine yönelik devlet politikalarının, Avrupa’da bu konudaki bazı kültürcü söylemlerle birlikte bu sorunları nasıl şekillendirdiğini araştırmak istiyordum. Fakat Amerikalı Müslümanlara odaklanmamın nedenlerinden biri de, Avrupa’daki saha çalışmalarını yürütmek için gerekli olan bursu bulamadığım gerçeğidir. Çünkü bu, en azından yaklaşık 1 yılımı İngiltere ve Fransa’da geçirmem demekti ve bu da büyük bir mali taahhüt gerektirecekti. Birkaç burs başvurusu yaptım ama işe yaramadı. 2010’da Viyana’da asistanlık yapmıştım, bu çok yardımcı oldu fakat saha çalışması için gerekli olan verileri elde etmek için yeterli değildi. Yani, fikrimi değiştirmemin nedenlerinden biri buydu.

Amerikalı Müslümanlar arasında Boston’da ve çevresinde çeşitli cami ve diğer Müslüman kurumlar ile ilişki kurmuştum. Bu yüzden, Avrupa macerasının gerçekleşmeyeceğini görünce, belki de benzer bir proje geliştirebilirim ve benim için daha kolay ulaşılabilir ve daha az maliyetli olan Amerikan Müslüman topluluğuna odaklanabilirim diye düşündüm. Tüm bunları düşünürken, danışmanlarımdan biri, Los Angeles’a odaklanacak ve Amerikan Müslüman kimliği ve Amerikan Müslümanlarının moderniteyle ilgisi ile alakalı konuları araştıracak bir araştırma projesi yürütmeye davet edildi. Bu da benim için doğru zamanda geldi ve danışmanım beni, bana finans sağlayacak olan bu projeyi yönetmem için davet etti. Yani, bütün bunlar bir araya geldi, Amerika İslam’ına olan ilgimi geliştirdi ve bu konuyu çalışmamı sağladı. Tabii ki, bu ilginin gerçekten kemâle ermesi ve sonunda tezimin tamamlanmasını sağlayacak bir şey haline gelmesi birkaç yıl sürdü.

Dünyanın dört bir yanındaki Müslümanların birçok zorlukla karşı karşıya oldukları bir gerçek. Bu araştırma bağlamında, Amerika’da ve dünyanın diğer bölgelerinde yaşayan Müslümanlar arasında ne tür farklı tecrübeler gördünüz?

Gerçekten bu soru bazı yönlerden çok önemli bir soru, ancak cevaplaması da bir o kadar zor. Şu anda, İslam’ın belirli bir tezahürü ve Müslüman dünyanın –eğer bu kavramı kullanabiliyorsak- belli bir kısmı hakkında bilinçli bir bakış açısı geliştirmenin zor olduğuna daha fazla kaniyim. Bu yüzden, örneğin Mali’deki İslamî yaşayışa aşina olmadığım için, dünyanın o kısmı ile Amerikan İslam’ı arasında bir karşılaştırma yapmamın zor olduğunu söyleyebiliriz. Belki de yapabileceğim tek şey Türk Müslümanlar ile buradaki Amerikalı Müslüman gerçekliği hakkında birkaç genel şey söylemek. Pek çok insanın Amerika’da İslam hakkında düşünmediği şey, Amerika’daki Müslümanlar, nüfusun en fazla %1 veya %2’sini oluşturan küçük bir dini topluluk olduğudur ve bu durum, Amerika Birleşik Devletleri’nde gelişen İslam türüne gerçekten özel bir tat veriyor. İnsanların düşünmediği bir diğer şey de toplumun çeşitliliği. Müslüman dünyanın diğer yerlerindeki birçok ülke de çeşitli toplumlardan oluşuyor, bu nazarda Amerika’nın bunlardan farklı olduğunu söyleyemeyiz. Bununla birlikte, çeşitlilik, ABD’yi diğer bazı yerlere kıyasla daha baskın bir şekilde tanımlar. Örneğin, Türkiye’de Türkler çoğunluktadır. Ve dünyanın çeşitli yerlerinde, herhangi bir ülkede, insanlar bir ulusal kimliğe sahip olabilirler. ABD’de ise, özellikle de 11 Eylül sonrası dönemde bir “Amerikan” olmak hakkında daha geniş bir bağlam ve tartışma oluştu. Amerika topluluğu çok çeşitlidir, herhangi bir anket çalışmasında çoğunluğu elde eden baskın bir etnik grup yoktur. Tabii, büyük bir Güney Asyalı ve Arap toplumu var, ama bunların hiçbiri gerçekten çoğunlukta değil. Amerikan Müslüman zemininin kendine özgü bir özelliği de yerli Müslümanların varlığıdır. Avrupa’daki Müslüman topluluklar söz konusu olduğunda durum böyle değildir. Yani bunlar, Amerikan Müslüman zeminini diğer birçok bölgeden ayıran unsurlardır, ama aynı zamanda, bunun Amerika’ya özgü bir durum olduğunu söylemek zordur, başka yerlerde de buna benzer durumlar ve bağlamlar olabilir. Amerikalı Müslüman pratiğini diğer bölgelerdeki pratiklerle karşılaştırırken, bu yönlerini, niteliklerini ve kendine özgü yanlarını akılda tutmalıyız.

Devam etmekte olan projeniz The Maydan’ın amacı nedir?

16427734_1555183497832609_1739173652042574593_nBurada iki şey var, bunlardan biri çevrimiçi bir yayın sitesi olan themaydan.com projesi, George Mason Üniversitesi’nde Ali Vural Ak Küresel İslam Araştırmaları Merkezi’nin bir dijital akademi girişimidir. Projenin kökenleri 2014 yılına kadar uzanıyor. 2016’da bu projeye dâhil oldum ve projeyi ileriye taşımak, gerçeğe dönüştürmek, fikir aşamasından somut bir web sitesine, projeye ve yayınlara taşımak benim sorumluluğumdu. Fikir, esas olarak Amerikan akademisinde dine ilişkin dijital yayınların daha yaygın hale gelmesinden ötürü çıktı. Teoloji ve din ile ilgili konulara bakan çok sayıda platform vardı ve bunlar dijital İslami çalışmalar, dijital dini çalışmalar veya dijital akademi projeleri dediğimiz şeydi; bunlardan bazıları el yazması projeleri, bazıları da bloglar veya Maydan gibi çevrimiçi yayınlar. Maydan Projesi ilk olarak bu durumla karşı karşıyaydı. Sosyal Bilim Araştırma Konseyi tarafından yayımlanan “Immanent Frame” gibi internet siteleri vardı ve çevrimiçi platformda Amerika’da İslam’a ya da Müslümanlara odaklanan birkaç başka platform daha vardı. Bazılarının önderliğinde veya katkıda bulunanlar ekibinde akademisyenler vardı. Ancak, George Mason Üniversitesi’nin merkezindeki yönetim kurulu, esas olarak, bu sitelerin hiçbirinin özel olarak İslami çalışmalara adanmadığı sonucuna varan bir gözlem yaptı. İslami çalışmalar ya da Ortadoğu çalışmalarına odaklanan Duke Üniversitesi’ndeki “Islamic Commentary” gibi bazı projeler vardı, ancak birçoğu ya zamanla yitmişti ya da hızını kaybetmişti. Maydan’ın fikri, bu boşluğu doldurmak ve çevrimiçi yayınlar yapmaktı. Öncelikli hedefleri: 1) Dijital alanda İslami ilimlerle ilgili yayınlar yapmak ve 2) sadece Müslüman dünyadaki politik gelişmelere odaklanmayacak bir web sitesi oluşturmaktı. Çünkü özellikle Arap Baharı sonrasında Orta Doğu siyasetine odaklanan birçok çevrimiçi yayın ve web sitesi vardı. Buradaki düşünce, akademik çalışmalara odaklanmak ve akademinin ötesinde, uzman olmayan kitleler için de bu çalışmaları anlaşılır kılmaktı. Evet, akademisyenleri, üniversite hocalarını, yüksek lisans öğrencilerini muhatap alan yayınlar yapıyoruz; ama aynı zamanda İslami ilimlerle hiçbir bağı olmayan insanların da yazılarımızı okumasını umuyoruz. Maydan projesinin ardındaki ikinci hedef, tüm dünyada İslam’ın birçok tezahürüne eşit derecede önem vermek oldu. Yani, sadece Orta Doğu’daki konular hakkında konuşmak istemedik, Güney Asya’da veya Afrika’da olup bitenlere de aynı derecede önem vermek istedik. Örneğin, Nijerya büyük bir Müslüman ülkedir, ancak orada neler olup bittiği ve Nijerya’nın İslami ilimlerle ilgili çalışmaları hakkında fazla bir şey bilmiyoruz. İyi akademik çalışmalar yapan insanlar var, ama bunları alıp daha geniş bir okuyucu kitlesinin yararlanabileceği bir şekle sokan olmadı. Bu, bizim bunların hepsini yaptığımız anlamına gelmez, hala bazıları üzerinde çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bizim kapsamımız hala Müslüman dünyasının merkezi ve yaygın olarak bilinen kısımlarına ve bu topraklardaki âlimlere yönelmiştir; ancak Afrika, Güneydoğu ve Orta Asya’ya eşit bir fırsat vermek ve aynı zamanda İslam ve İslami çalışmalardaki farklı anlayışlara ve yorumlara yer verebilmek için bilinçli bir çaba gösteriyoruz. Bunlar Maydan Projesi’nin ana itici güçleridir ve ben, projenin lideri olarak buna dâhil olduğum için kendimi şanslı hissediyorum. Bu projede, yönlendirme komitemizden ayrıldık, bize danışmanlık yapan ve bize yardımcı olan diğer üniversitelerden öğretim üyelerimiz var. Maydan’ın farklı bölümleri için daha fazla editör getirmeyi umuyoruz; çünkü hem tematik, hem bölgesel olarak çeşitli konulara ve bu konuları nasıl yayınladığımıza eşit oranda dikkat ediyoruz. Bizim okuyucu kitlemiz sadece kadrolu profesörler değil, aynı zamanda yüksek lisans ve doktora öğrencileridir.

“Sosyal medyada akademik bir dile sahip olmak” ne demektir? Bu tür bir akademik internet çalışmasını yeni bir araştırma çağı olarak görebilir miyiz?

Tabii ki bu zor bir iş. Her şeyden önce, Maydan hakemli bir yayın türü değildir, dolaşımı daha hızlıdır. Çevrimiçi platformlarda, gündem çok çabuk değişir. Bu nedenle, bir gönderi alma, ön inceleme için gönderme ve bir buçuk ay gibi bir süre bekleyip geri gönderme ve yayınlama ihtimaliniz yoktur. Önceden gözden geçirilmiş bir derginin normal döngüsü daha uzun süreler alır. Şimdi, bu gerçek, yayınladığımız yazıların iyi kalitede olmadığı anlamına mı geliyor? Kalitemizin iyi olmaya devam etmesini ve önemli sorunların ya da hataların olmamasını sağlamak için kaliteli bir editörlük uygulamaya çalışıyoruz.

6k39WWXC_400x400İkincisi, bazı insanlar arasında  “İnsanlar çevrimiçi platformları pek ciddiye almıyorlar” gibi bir endişe var. Zaman zaman, “Bu sadece bir blog, bu yüzden birkaç şey karalayıp göndereceğim ve çok tutacak.” gibi şeyler söyleniyor. Durumun böyle olmaması için elimizden geleni yapıyoruz. Fakat yazmak zaman alır ve herkesin yazıya verebileceği zaman sınırlıdır. Birçok akademisyen, idarecilik, ders verme ve bu gibi pek çok sorumlulukla aşırı şekilde yüklenmiştir. Tabii ki bu “idarecilik ya da ders vermek önemli değil” demek değildir, ben de sürekli ders veriyorum. Fakat bu, profesörlerin zamanının sınırlı olduğunu söylemek içindir. Öyle ki, bizim için yazmaları hususunda akademisyenlere başvurduğumuzda, “Bu bir çevrimiçi yayın; ben bir dergi makalesi yayınlamaya çalışıyorum, kitabımı bitirmeye çalışıyorum.” gibi tepkiler alıyoruz. Dolayısıyla, insanların zamanı için yarışıyoruz. Zamanın önemli ve değerli olduğunu biliyoruz. Yani, bu dijital yayını zor bir iş haline getiren şey budur. Ayrıca, birisi bizim sitemizde yayınlanacak bir yazı yazmak için çokça zaman harcayabilir ama sonra o yazı yayınladığınız gün yeterince ilgi çekmeyebilir. Çünkü çevrimiçi platformlarda birçok insanın bağlı oldukları çok fazla kanal var, yayınladığın her ne kadar iyi bir kalitede olsa da, yeteri kadar ilgi çekmeyebilir. Bizim için, içeriğimizle etkileşime geçecek bu çevrimiçi okuyucu kitlesini oluşturmak bir hedef haline gelmiştir ve bunun için çalışmalarımıza devam etmekteyiz.

Evet, tüm bu dijital yayınlar ve dijital akademi girişimleri basılı kitaplar ve dergilere benzer zorlukları paylaşıyor. Kaç kişi gerçekten bunları satın alıp okuyor? Bu konuda akademik alanda bir tartışma var. Biz kitap almıyoruz fakat satın almadığımız kitaplar hakkında konuşuyoruz. Bugün, insanların okumadıkları kitaplar hakkında konuşmaları hususunda bir eğilimleri var. Bu durum, online tüketim döngüsü hakkında daha doğru. Maydan’la yolu kesişen insanlar bu içerikler hakkında farkındalık sahibi olan kişiler oluyor genellikle. Biz de halka açık programlar ve konferanslarla onların farkındalıkları oldukları bu konularda akademideki kişilerle etkileşimde bulunarak bilgilendirmeye ve farkındalıklarını artırmaya çalışıyoruz.

Çok teşekkürler. Başka bir şey eklemek ister misiniz?

Bu röportaj Türkiye’de yayınlanacağı için birkaç şey söylemek istiyorum. Hedeflerimizden biri, bu yayınları İngilizceye çevirmektir ve bununla sadece bir dilden diğerine çeviri yapmayı kastetmiyorum; Batı’daki Türk olmayan kitlelerin, Türkiye’de Türkçe veya başka bir dilde üretilen akademik çalışmalardan haberdar olmalarını sağlamayı kastediyorum. Bu da, İsmail Kara ile yaptığımız ve çokça ilgi gören röportajı yayınlama nedenlerimizden biri. İsmail Kara, İslamcılık ve onunla ilgili konular üzerinde çalışan önemli bir isimdir, ancak çalışmaları İngilizce konuşan insanlar arasında bilinmiyor çünkü Türkçe yazıyor. Bu konuda daha fazla insanla bağlantı kurmayı umuyoruz. Umarız, gelecekte bir gün Maydan, İslam’ın tüm dillerinde çalışma üretebilecek bir platform haline gelecek, ancak şimdilik insanlara “Eğer yaptığınız şeyi tercüme etmek isterseniz, onu İngilizce konuşan okuyucu için üç bin kelimelik bir makale haline getirin, biz yayınlamaya hazırız.” diyoruz. Böyle birkaç yazı yayınladık, bence bu tür yazılar hala önemli. Dolayısıyla, genel olarak bu, projenin önemli bir yönüdür ve bu hizmeti doğru bir şekilde yapabilmeyi umuyoruz. Bir kez daha, insanlar bu tip platformları takipçi sayılarına göre yargıladıklarında bu bazı yönleriyle bir sayı oyunu halini alır. Biz hangi alanlarda rekabet ettiğimizi anlıyoruz. Maydan’ın farklı yönleri üzerinde çalışıp geliştirmeye katkı sağlaması için birtakım yardımlar almayı umuyoruz.

Bu röportajı okuyan herkesi Maydan’ı araştırmaya, çalışmalarını Maydan’a göndermeye, araştırmalarımızdan yararlanmaya ve özellikle mezun öğrencilerin, burslardan, iş fırsatlarından, kitap fuarları ve yaz dil programlarından yararlanmalarını düşünmeye teşvik ediyorum. Bu programların hepsinde, İslam ve İslami çalışmalarla ilgili pedagojiye katkıda bulunmaya gerçekten önem veriyoruz, çünkü bu noktaya geldiğimiz yer “Orada gerçekten ne olmasını isterdim? Orada ne olsaydı bana yardımcı olabilirdi?” düşüncesiydi. Ayrıca, insanları bize geri bildirimde bulunmaya teşvik ediyoruz: “Neden bu konuda proje yapmıyorsunuz? Bunu da bir düşünün.” Şimdilik küçük bir takım olarak çalışıyoruz, ancak gelecekte genişlemeyi umuyoruz.

Çok teşekkür ederiz.

Bu röportajı benimle yaptığınız için ben teşekkür ederim.

The Maydan:
https://www.themaydan.com/ 
https://twitter.com/themaydan 
https://www.facebook.com/themaydan

 

*Mülakatı İngilizce aslından Türkçe’ye Hacer Esra Derinsu tercüme etti.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s