#Tez Konuşalım Genel

Tez Konuşalım II- Enes Kavak

Lisans eğitimi sonrasında akademik hayatın ilk durağı yüksek lisanstır. Bu seviyedeki bir talebenin, akademik anlamdaki ilk ciddi çalışması olarak da yüksek lisans tezi kabul edilir. İlim tahsili için yola çıkan bir kimsenin zihnindeki soruların peşinde koşmasıyla başlayan bu süreç akabinde literatürün keşfi ve danışman hocanın yönlendirmesiyle farklı mecralara akabilir. Bu süreçte edindikleri tecrübeleri ve karşılaştıkları problemleri mezunlarımıza sorduk.

Enes Kavak bizler için anlattı.


  1. Tezinizden kısaca bahsedebilir misiniz?

Tezimi Fransız filozof Henri Bergson’un zaman ve yaratma anlayışı üzerine yaptım. Bergson kendi döneminde metafizik iddialarla ortaya çıkmış ve bu yüzden epey dikkat çekmiş bir isim. Özellikle doğa bilimlerinin yöntem bakımından örnek teşkil ettiği bir dönemde bunu yapmak onu Kant, Hegel gibi isimler kadar meşhur etmiş. Ben de tezimde metafizik iddialara geçiş zeminini ve metodolojisini ortaya koymaya ve değerlendirmeye çalıştım.

  1. Tez konusunu nasıl bir süreç sonunda belirlediniz?  

Genelde çıkış noktası zaten ilgileniyor olduğun meseleler oluyor. Tamamen orijinal bir mesele bulma kaygısının da en azından yüksek lisans düzeyinde pek bir anlamı yok. O yüzden hali hazırda elde olanlardan hareket etmek lazım. Eğer bir orijinallik kaygısı güdülecekse bu,  meselenin nasıl tertip edileceği hususunda olmalı bence. Çünkü aynı meseleyi çok farklı şekillerde organize etmek mümkün. Tezin iyi organize edilmesi de meselenin etrafında atılacak turun sınırlarını dikkatli biçimde tayin etmekle alakalı. 

 Hususî süreci betimleyecek olursam, ben genel anlamda “varolma olayı”, yani varlık ve yokluk arasındaki münasebet yahut münasebetsizlik ile ilgileniyordum. Şimdi söz konusu felsefe olunca ilk etapta temel bir problematik belirlemek gerekiyor.  Ama bir de bakıyorsunuz ki bu zaten felsefenin en temel sorusuymuş. Antik Yunanlar dünyanın verili olmasından hareketle varlığı ve yokluğu düşündükleri için hep bir varolanın varlığı ve yokluğu olarak düşünmüşler. Parmenides’in önermelerini hatırlayacak olursak “varlık varolduğu sürece vardır; yokluk, yoktur.” Şimdi bu totolojik önermenin muradı zaten totolojinin imkanını, yani özdeşliği ve çelişmezliği ortaya koymaktır. Bu da varlık ve yokluğun birbirlerinden tamamen başka olduklarını ifade eder. Söz gelimi Platon  “ideaları” zaten hep varolan ve tam da bu nedenden dolayı varolmaya gelmeyen olarak kabul eder. Aynı şekilde Arsitoteles de fiilî doğal varlıkların forma ait yönünü bu şekilde kabul eder. Netice itibarıyla “varolma olayı” şeklinde bir tecrübe zemini imkansızdır, çünkü varlık ve yokluk arasındaki geçiş vasıtası yoktur.

Kant felsefesiyle birlikte tecrübe alanının adeta şeffaf zaman kabı altında düşünülmeye başlanmasıyla, varlık ve yokluk ilişkisi farklı bir boyuta evrilmeye başladı. Çağdaş felsefe genel akım itibarıyla bu meseleyi özgürlük, başkalık, tekillik vs. üzerinden inceledi. Ben klasik felsefe metinleri üzerinden bu gelişimi takip ettiğim için, daha ziyade acaba bu bağlamda insanı var olma olayına şahitlik eden biricik vasat şeklinde ele alabilir miyim diye düşündüm. Bu çerçeveye en uygun ismin de Bergson olduğunu varsayıyordum. O noktada biraz yanıldım, ama zaten başka isim çalışsaydım yine aynı mesele üzerine yoğunlaşacaktım.     

  1. Ders dönemindeyken teziniz için nasıl bir hazırlık yaptınız?

Açıkcası bilinçli bir hazırlık yaptığımı pek söyleyemem. Hegel veya Heidegger çalışırım diye düşünmüştüm ama sonra tez konum değişti. Felsefe özelinde farklı alanlarda dolaşmanın çok bir sakıncası yok. Çünkü bu herhangi bir metne maruz kalmak yerine, daha aktif bir okuma yapma imkanı veriyor bir süre sonra. Diğer taraftan, sonradan fark ediliyor ki hep aynı meseleleri merkeze çekerek bir okuma yapılmış. Bu anlamda teze dolaylı bir hazırlık yapılmış oluyor zaten.

Söz gelimi iyi belirlenmiş periyotlarla bir yandan doğa felsefesi, bir yandan matematik felsefesi okumanın uzun vadede faydası çok, ancak bunu kısa vadede yapılması gerekenleri aksatmadan yapmak lazım.  Aynı şeyin fıkıh, kelam, hadis vs gibi disiplinler için de söz konusu olduğunu düşünüyorum. Çünkü belirli bir disiplini bütünlüğü içinde görmeden belirli bir parçayı tez konusu olarak belirlemeye çalışmak daha zor aslında. 

Diğer taraftan istisnaları olmakla birlikte yüksek lisans dersleri genelde “dostlar alışverişte görsünler” şeklinde oluyor.  Hocaların iştahları, ehemmiyetleri asgari düzeyde. Dersler de çok yoğun olmuyor. Vakit de olduğu için bir seneyi bütüncül bir okuma ile geçirmek daha faydalı.

  1. Tezi yazarken nelere dikkat ettiniz?

Öncelikle ve genellikle dikkat etmeye çalıştığım husus akademik usule uygun bir tez yazmak oldu. Burada temel nokta metni belirli bir önerme etrafında iyi organize etmek ve istidlalî bir yazım ortaya koyabilmek. Benim en çok problem yaşadığım husus bu oldu. Hacimce nispeten büyük bir metin söz konusu olduğu için  buna riayet etmek gerçekten çok zor. O yüzden aynı şeyleri tekrar tekrar yazmak gerekiyor. Bir de buna hocaların ihmalkârlığı ilave edilirse, işler daha da karışabilir.

Burada ortaya çıkan sorun temelde parça parça yazmak ile alakalı. Genelde okuma yapma, akabinde ilgili bölümü yazma şeklinde ilerlendiği ve farklı zamanlarda metin yazıldığı için bölümler arası geçişler, hatta paragraflar arası geçişlerde sıçramalar devreye giriyor. Bu da metnin akışkanlığını bozuyor. Bunu engellemek için zaman aralığı bırakmadan bir bölümü yazmak bir nebze çözüm. Ama bu defa da küçük zaman aralığı bırakıldığı için paragraflar arasında, hatta paragraf içi dahi kopukluklar olabiliyor. İkincisinde kaçınabilmek için, her gün bir önceki günle ilgili kısmı okuyup diğer kısmı yazmaya başlamak gerekiyor. İlkinden kaçınmak ise akademik formatta yazım noktasında fazlaca antreman gerektirdiği için tekrar tekrar metni düzeltmek kaçınılmaz. Tabi dikkatli ve ilgili bir danışmanınız olursa, bu hususlar kolaylıkla hallolur.

  1. Literatür taraması yaparken ne gibi zorluklarla karşılaştınız?

Gayet bilindik bir isim ve konu çalıştığım için çok fazla zorlukla karşılaştığım söylenemez. Mesela Bergson’un hoca ve öğrenci seceresini kolaylıkla buldum. Hatta belirlediğim isimlerin metinlerini İngilizce’de bulmam da çok zor olmadı. Bergson’un da bütün metinleri İngilizce’de zaten mevcut. Ama Bergson’un Fransız felsefe geleneğinde nihai olarak nasıl alımlandığını görmek için yine de Fransızca bilmek gerekiyordu. Bu anlamda bir eksiklik elbette cari oldu. Ama yüksek lisans tezi olduğu için bir derecede ihmal edilebilir bu.

Bunun dışında belki tezde hiç kullanmayacağınız kaynaklara yahut alanlara bakmak söz konusu olabiliyor. Bazen yanlış yerlerde bir şeyler ararken buluyorsunuz kendinizi. Zaman ekonomisi açısından ciddi bir sıkıntı olabiliyor bu. Hatta tez konusundan soğumaya da yol açabilir. O yüzden yönelinen kaynağa niçin yöneldiğimizi aklımızda tutmakta fayda var.

  1. Kendi alanınızda YL yapanlara ve  tez yazanlara neler öneririsiniz?

Öncelikle her ne konuda çalışılacak olursa olsun Platon, Aristoteles ve Kant gibi filozofların iyi derecede öğrenilmesini tavsiye ederim. Çünkü bu isimler hem farklı gelenekleri kendi içlerinde değerlendirme imkânı verecek, hem de felsefî faaliyetin kendinde ne olduğunu görülmesini sağlayacaktır diye düşünüyorum. Özellikle ders döneminde yapılacak böylesi bir okuma, tez dönemindeki yükü de epey hafifletecektir. 

Tez dönemindeyse, yazma aşamasına geçmeden aslî kaynakları en az iki defa okumalarını öneririm. Bu önceden bahsettiğim şekilde tezin iyi organize edilmesinde çok faydalı oluyor.  Bir de en önemli husus, “akademik formata” uygunluk. Ben maalesef bu formatın ne olduğunu tezi bitirdiğim vakit tam anlamıyla idrak edebildim. Tez yazmış biriyle bu meseleleri detaylıca evvelden görüşseydim çok faydalı olurdu benim için. En azından tezi bitirdikten sonra formata uydurmak için epey vakit harcamazdım. Buna belki danışman hocanız çok dikkat etmeyecektir, ama insanın kendisinin dikkat etmesi gerekir. Çünkü ileride hem doktora da hem de makale yazarken bu formatta yazmayı alışkanlık hale getirmediyseniz iyi bir çalışmanın lazımı olan sunum kısmı ihmal edilmiş olacak.


[1] Enes Kavak. “Henri Bergson düşüncesinde zaman, yaratma ve özgürlük“, Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi, İstanbul Medeniyet Üniversitesi Lisansüstü Eğitim Enstitüsü Felsefe Tarihi Anabilim Dalı , Temmuz 2020, https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=_F5QEpayDXGqGZlp9XiFtCAkgSA9mXBw9oURUlVpblq4UNLCppXLqzoVUri8ak8J , Erişim Tarihi: 12.01.2021

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: