Alıntı

Şehrin Silüetine Şehr-i Ramazan İndiğinde: “Donandı Her Yer Kandiller İle”

“Bambaşka bir şehir. Ramazan ayı geldiğinde, Osmanlı başkentinin sayısız tasviri insanda işte bu duyguyu uyandırır: Bu şehir bambaşka bir şehir olur birden. Hangi mevsime denk gelirse gelsin, hicri takvimin dokuzuncu ayının gelişi her yıl bazı değişiklikleri beraberinde getirir: Şehrin silueti ve dış görünüşü değişir, gündelik yaşamın ve etkinliklerin ritmi altüst olur, kent mekânı değişir… İstanbul’da Ramazan, her yıl yeniden yaşanan bir devrim gibidir.”

François Georgeon, Osmanlı İstanbul’unun Ramazan’da büründüğü çehreyi tasvir ederken, sözlerine böyle başlıyor. Osmanlıdan Cumhuriyete İstanbul’da Ramazan isimli eserinde, “o eski ramazanlar” dan pencereler açıyor, Ramazan’ın Osmanlı başkentinin ruhuna nasıl tesir ettiğine dair güzel manzaralar sunuyor. Şehr-i Ramazan münasebetiyle, her hafta bu kitaptan* derlediğimiz** alıntılarla, aynı tatlı telaşeleri paylaştığımız birkaç asır öncesinin Ramazan’ından kesitler sunmak niyetindeyiz.

Zeki Mehmet Nacar alıntıladı.


Şehrin Silüetine Şehr-i Ramazan İndiğinde: “Donandı Her Yer Kandiller İle” ***

Ramazan, şehrin görünüşünü değiştirir. Yılın öteki aylarında İstanbul silueti gece çöker çökmez kararırken, Ramazan’ın başlamasıyla birlikte ışıltılar şaşırtır insanı. Camiler, başta dört kandil olmak üzere, hiç şüphesiz başka vesilelerle de aydınlatılmaktadır; ama Ramazan’da tam bir ay boyunca aydınlatılır. Şehri kuşatan kandillere bir de İstanbul’un büyük camilerine, yani birden çok minaresi olanlara kurulan mahyaları eklemek gerekir; bununla Ramazan’ın gelişi kutlanır. Geceleyin gökyüzünde “Hoş geldin Ramazan” , “Maaşallah” , ayın sonuna doğru da “Elveda Ey Mübarek Ramazan” sözleri okunur.

Kandil yakılması Müslüman ülkelerin hepsinde görülüyorsa da, mahya kurma geleneği sadece Osmanlı’ya özgüdür. Bu yazılar imparatorluk sınırları içinde İstanbul’dan başka, iki eski başkent olan Edirne ile Bursa’da görülür sadece. Bu geleneğin 17.yüzyıla uzandığı kabul edilir genelde, ama 1578 ile 1581 yılları arasında İstanbul’da yaşamış Alman seyyah Salomon Schweigger, 1608 yılında yayımlanan seyahatnamesinde iki minare arasına gerilmiş bir yazının olduğu gravüre yer verir.

Ramazan, ışığın karanlıklar karşısında zafer kazanması demekti. Zira beraberinde sadece ışıkların güzel görüntüsünü getirmez; normalde gece çöker çökmez karanlığa gömülen bir şehre ışık da getirir. Sokaklar, meşaleler ve kandillerle aydınlatılır; geceleyin fenersiz sokağa çıkmak yasak olduğundan, bir de fenerlerin ışığı olur sokaklarda. 1846 yılında bir emirle dükkân sahiplerine dükkânlarını aydınlatmaları gerektiği bildirilmiştir. Normalde yetkililer yangın çıkmasını önleyebilmek amacıyla evlerin içinde lamba ve mum yakılmasına izin vermezler, ama Ramazan’da bu kural uygulanmaz. Dolayısıyla İstanbul bütün bir ay boyunca geceleri “ışıklı bir şehir”, “Londra veya Paris’ten daha aydınlatılmış” bir şehir olur. 1848 tarihli bir gazete şöyle yazar: “İstanbul normalde gündüz nasılsa gece de öyle olur.”

İstanbul, Theophile Gautier’nin kaleminde sayısız ışıklarıyla harika biçimde aydınlanır:

“Normalde, İstanbul’un sokakları aydınlatılmaz ve herkesin elinde, birini arıyormuş gibi, bir fener olması gerekir; ama Ramazan vakti, alışıldığı üzere karanlık olan bütün bu meydanlar ve küçük sokaklar neşeyle aydınlatılmış olur, kâğıttan yapılma yıldızlar uzaktan uzağa titreşip durur sokaklar boyunca; bütün gece açık olan dükkânlar ışıl ışıldır; canlı ışıkları karşılarındaki evlere neşeyle vurur: Her istinatgâhın üzerine birer mum, kandil, lamba koyulmuştur. Izgaracılarda küçük parçalara kesilmiş koyun eti şişlere geçirilmiş (kebap) cızırdar, korların kızgın yansılarıyla aydınlanır; baklava tepsilerinin pişirildiği fırınlar kıpkırmızı ağızlarını açar; seyyar satıcılarsa gelip geçenlerin ilgisini çekmek ve mallarını sergilemek için etraflarına mumlar dizer. Arkadaş toplulukları, serin havayla alevi titreyen üç fitilli bir lambanın ya da canlı renklere boyanmış büyük bir fenerin çevresinde çorba içer.”

Oruç tutulacak ayı sadece gecenin ışıkları haber vermez. Sesler ve gürültüler de kendi tarzlarında haber verir Ramazan’ı. Sultanahmet Meydanı’ndan veya Selimiye Kışlası’ndan atılan topun sesi duyulur: Güneş battığında iftarı haber vermek üzere üç pare atılır, sabahleyin yeniden oruç vaktinin geldiği, yine üç pare top atılarak ilan edilir. Yeniçeri Ocağı’nın 1826 yılında lağvedilmesinden önceki dönemlerde çeşitli yerlerde mehteran çalınır. Geceleyin çınlayan davul sesleri müminlere sahur zamanını bildirir; davulcular bazen davul seslerinin ortasında her evin önünde durur, sopalarıyla yere vurur ve “Kalkın, sahur vaktidir” diye bağırırlar. Yüksek sesle dört mısralık halk şiirleri, yani maniler de söylerler; çocuklar bayılırlar buna. Buna karşılık bir de İstanbul’un sessizliğe gömüldüğü saatler vardır; bu sessizlik de Ramazan’ın işaretlerinden biridir. Sabahleyin hala uykuda olan şehrin alışılmadık sessizliğidir bu; sütçünün, sakanın, salepçinin, simitçinin, zerzevatçının ve benzerinin bildik bağırışları duyulmaz. Halide Edib Ramazan süresince “şehrin sokakları gibi evin içini de dolduran sessizliğe” değinir. Bu ay boyunca kokular bile değişir; çorba kokusu, güllaç kokusu, akşama doğru da fırınlardan yayılan pide kokusu doldurur sokakları.

Özetle, Ramazan gelir gelmez İstanbul başka bir şehir görünümüne bürünür.


*Bu bölüm, François Georgeon’un Osmanlıdan Cumhuriyete İstanbul’da Ramazan adlı kitabının İş Bankası Yayınları Mayıs 2018 baskısının  9-15. sayfalarından derlenmiştir.

**Yazının akış ve mana bütünlüğünü korumak adına alıntı yaparken yer yer bulunduğumuz ufak müdahaleler ve yazı başlıkları tarafımıza aittir.

***Osmanlı’da Ramazan ayını tasvir eden en güzel ifadelerden biri şöyledir: “Donandı Her Yer Kandiller İle”

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: